BİZ ÜÇGENİ
Eşinizle
evlenmeyi neden seçtiniz? Eminim ki pek çoğumuz "sevdiğim için
evlendim" cevabını verecektir. Hiç kimse mutsuz olmak için
evlenmiyor öyle değil mi? Ancak sağlıksız kişiler veya sıra dışı
şartlarda olduklarında, insanlar hayatlarını kötüleştireceklerini bildikleri
evlilikler yapabilirler. Böyle bir evliliğe ben şahit olmadım. Ancak olmadığı
anlamına da gelmez elbette. Biz genel eğilimler üzerine düşünelim.
Evlendikten sonra hayatlarımızın çok daha güzel olacağına dair umutlarımız ve kurulan hayaller vardır. Bu umutlar ve hayaller oluşturacağınız evliliğin temelini atar ve hatta mimarisini de belirler.
Sevdiğimiz için, daha keyifli bir hayat için evleniyoruz değil mi? Çünkü sevginin bize kazandıracağına inandığımız şeylerin hayatımızı zenginleştireceğini düşünüyoruz. İlgi, alaka, cinsel tatmin, çocuklar ve toplumsal statü bunlardan bazıları.
Evet sevgi çiftler arasında çok önemli mihenk taşıdır. Sevmek, sevilmek ve aşk her insanın hayatında deneyleyebileceği, ödüllendirici ve tatmin edici duygudur. Ancak sevgi yaşamın taleplerini tek başına karşılayamaz. Yani sevgi aşk her şey değildir. Anlam kazanması ve sürdürülebilir olması için de zeka, bilgi, farkındalık, yetkinlik ve ahenk olmazsa olmazlarıdır.
Aslında bu kişilerin yani çiftlerin öz değerleri ile de alakalı bir durumdur. Kişilerin öz değerleri yüksek ise eşlerin sevgilerini saygılarını birbirilerine onaylatmak ihtiyacı hissetmezler. Bireysel özgürlüğünü yakalamış ve evliliğine sindirmiş kişiler işte o zaman "BİZ" olmayı başarabilmiştir. Bu konuda 1883-1931 yılları arasında yaşamış felsefe yazarı,romancı,mistik şair ve ressam HALİL CİBRAN bakın evli çiftlere nasıl seslenmiş:
Fakat bırakın mesafeler olsun birlikteliğinizde. bırakın dans etsin göklerin rüzgarları aranızda. Birbirinizi sevin ama aşkı pranga eylemeyin: Bırakın ruhlarınızın kıyıları arasında dalgalanan deniz olsun aşk.
Birbirinizin tasını doldurun ama aynı tastan içmeyin. Birbirinize ekmeğinizden verin ama aynı somundan yemeyin. Şarkı söyleyip dans edin birlikte, eğlenin ama yalnız başınıza olun ikiniz de.
Birlikte durun ama yapışmayın birbirinize: Çünkü ayrı durur tapınağın sütunları. Hem birbirinin gölgesinde büyür mü meşe ile selvi.
Şimdi hep deriz ya evlendiğimizde BİZ olalım. Hatta günümüzde gençler birlikteliklerini evliliğe doğru götürürlerken, sosyal medya da bile "BİZ" olduklarını adeta kanıtlamak için, ortak sayfalar açmazlar mı? Evet ben de sizin gibi çok şahit olmuşumdur bu durumlara. Gerçi evliliğimin ilk yıllarında bende aynı hataya düştüğümü hatırlıyorum ki hep biz olma gayreti içinde iken ben olmayı unutmuştum. Oysa daha sonraları öğrendim ki sağlıklı olan birliktelik, Ben, Sen, Biz olabilmek. İki kişi ve her biri kendi yaşamına sahip her biri önemli üç parça. Kişiler bu üç parçaya sahip çıkarak, aralarındaki sevginin sağlıklı bir şekilde büyümesini ve gelişmesini sağlayabilecekleri muhakkak.
Evliliği başlatan duygu sevgidir dedik. Ancak evliliğin ne kadar iyi gideceğinin göstergesi yaşam süreci içinde Ben , Sen ve Biz bu üç parçanın, birbirlerine baskın çıkmadığı alanda, sevginin ne kadar büyüdüğünü görebilmektir umudumuz.
Evlendikten sonra hayatlarımızın çok daha güzel olacağına dair umutlarımız ve kurulan hayaller vardır. Bu umutlar ve hayaller oluşturacağınız evliliğin temelini atar ve hatta mimarisini de belirler.
Sevdiğimiz için, daha keyifli bir hayat için evleniyoruz değil mi? Çünkü sevginin bize kazandıracağına inandığımız şeylerin hayatımızı zenginleştireceğini düşünüyoruz. İlgi, alaka, cinsel tatmin, çocuklar ve toplumsal statü bunlardan bazıları.
Evet sevgi çiftler arasında çok önemli mihenk taşıdır. Sevmek, sevilmek ve aşk her insanın hayatında deneyleyebileceği, ödüllendirici ve tatmin edici duygudur. Ancak sevgi yaşamın taleplerini tek başına karşılayamaz. Yani sevgi aşk her şey değildir. Anlam kazanması ve sürdürülebilir olması için de zeka, bilgi, farkındalık, yetkinlik ve ahenk olmazsa olmazlarıdır.
Aslında bu kişilerin yani çiftlerin öz değerleri ile de alakalı bir durumdur. Kişilerin öz değerleri yüksek ise eşlerin sevgilerini saygılarını birbirilerine onaylatmak ihtiyacı hissetmezler. Bireysel özgürlüğünü yakalamış ve evliliğine sindirmiş kişiler işte o zaman "BİZ" olmayı başarabilmiştir. Bu konuda 1883-1931 yılları arasında yaşamış felsefe yazarı,romancı,mistik şair ve ressam HALİL CİBRAN bakın evli çiftlere nasıl seslenmiş:
Ölümün ak kanatları ömrünüzü dağıtıp
savurduğunda,birlite olacaksınız. Evet Tanrının sesiz belleğinde bile birlikte
olacaksınız.
Fakat bırakın mesafeler olsun birlikteliğinizde. bırakın dans etsin göklerin rüzgarları aranızda. Birbirinizi sevin ama aşkı pranga eylemeyin: Bırakın ruhlarınızın kıyıları arasında dalgalanan deniz olsun aşk.
Birbirinizin tasını doldurun ama aynı tastan içmeyin. Birbirinize ekmeğinizden verin ama aynı somundan yemeyin. Şarkı söyleyip dans edin birlikte, eğlenin ama yalnız başınıza olun ikiniz de.
Hatta aynı müzikle titreseler de
ayrı duran telleri lavtanın*. Yürekleriniz verin fakat teslim etmeyin
birbirinizin eline. Çünkü bir tek hayatın avuçlarına sığar yürekleriniz.
Birlikte durun ama yapışmayın birbirinize: Çünkü ayrı durur tapınağın sütunları. Hem birbirinin gölgesinde büyür mü meşe ile selvi.
Şimdi hep deriz ya evlendiğimizde BİZ olalım. Hatta günümüzde gençler birlikteliklerini evliliğe doğru götürürlerken, sosyal medya da bile "BİZ" olduklarını adeta kanıtlamak için, ortak sayfalar açmazlar mı? Evet ben de sizin gibi çok şahit olmuşumdur bu durumlara. Gerçi evliliğimin ilk yıllarında bende aynı hataya düştüğümü hatırlıyorum ki hep biz olma gayreti içinde iken ben olmayı unutmuştum. Oysa daha sonraları öğrendim ki sağlıklı olan birliktelik, Ben, Sen, Biz olabilmek. İki kişi ve her biri kendi yaşamına sahip her biri önemli üç parça. Kişiler bu üç parçaya sahip çıkarak, aralarındaki sevginin sağlıklı bir şekilde büyümesini ve gelişmesini sağlayabilecekleri muhakkak.
Evliliği başlatan duygu sevgidir dedik. Ancak evliliğin ne kadar iyi gideceğinin göstergesi yaşam süreci içinde Ben , Sen ve Biz bu üç parçanın, birbirlerine baskın çıkmadığı alanda, sevginin ne kadar büyüdüğünü görebilmektir umudumuz.

Yazdığın yazıda bizleri geçmişimizde yaşadığımız o acıya tekrar götürdün hüzünlendik duygulandık canımızı toprağa verdiğimizde henüz küçüktüm, gözümün önünden gitmeyen sen ağlarken kardeşimin oyuncağı elinde evde bambaşka bir hava bildiğin pus çökmüştü o zamanlar belki onun yokluğunu idrak edemeyeceğim yaşta olsamda şimdi onun bir melek olarak ayrıldığını düşünerek kendimize teselli vermemiz bize güç veriyor halacım. Hepimiz birgün ölümü elbette tadacağız latif amcada melek gibi bir eşe sahipti belki de vücudu değil aklı yoruldu artık Allah onada hayırlı kapılar açsın inşallah dualarımız onunla seni çok seviyoruz yazdıklarınla bizi DUYGUlandırdın iyiki varsın eminim bu yolda bir çok kişiye örnek ve yardımcı olacaksın sen elini neye atarsan at onu halledersin biz sana güveniyoruz arkandayız yazmayı bırakma halacım
YanıtlaSil